Forumlar » 3. Konu-Dışı » Türkçemiz » DİŞİ ve ERKEK KELİMELER

 

> 1 <
Yazar Mesaj

Çevirmiçi mi? profesra

esra şahin
87 ileti

Şehir:
Meslek:
Yaş:
11:04 27-08-2005 GMT+02 saat      
DİŞİ ve ERKEK KELİMELER
Oğuz Düzgün
YAZI / Doğa ve Dünya



--------------------------------------------------------------------------------

Türkçe`de Dişil Eril Kelimeler Var mı?

Bize hiç öğretmediler Türkçe’deki kelimelerde de dişi erkek ayrımı olabileceğini.Belki de onlar da bilmiyorlardı.Bu bölümde Türkçe’de bazı kelimelerde dişilik, erkeklik ayrımı yapıldığını size ispatlamaya çalışacağım.Tabii ki bu ayrım artikeller yoluyla yapılmaz Türkçe’mizde Almanca’da olduğu gibi..Şimdi lütfen bayanların isimlerini ve erkeklerin isimlerini bir düşünün.Biz doğadan da pek çok ismi çocuklarımıza ad olarak veriyoruz.Peki bu isimlerin hangisinin erkeğe, hangisinin bayana konulacağını nereden biliyoruz?Bu aslında bizim şuuraltımıza atalarımızdan miras olarak kayıtlı.Hiç kimse kızına kaya, demir gibi isimler vermeyi düşünmez.Hiç bir kimse de oğluna çiçek, gül gibi isimler koymaz.Neden?Çünkü doğadaki bu varlıklara bizler farkında olmadan dişilik, erkeklik vermişiz de ondan..Buna göre Türkçe’de bitki isimleri dişi kabul edilir.Sert, celalli varlıkların isimleriyse erkek.Kesin ölçü bu değil tabii ki.Ama genelde böyle.Bazı isimler de nötr yani hem erkeğe, hem de dişiye veriliyor.Örneğin ay dişidir Türkçe’de..Eski destanlarda bile Ay kız ismi geçer.Güneş ise erkektir.Gün ismi erkeklere verilir.Örneğin Ogün gibi..Buradaki mantık da mükemmeldir.Ay edilgendir.Işık kaynağı değildir.Işığı güneşten alır.Güneş etkendir.Bu durumda güneş erkek, ay dişi olmaktadır.Örneğin; arslan deyince aklımıza erkeklik gelir.Çünkü aslan kelimesi erkeksi bir kelime(Masculin)Köpek,fare gibi hayvanları da düşününce aklımıza erkeksilik gelir.Demek ki bu kelimeler de “masculin” yani erkek.
İsterseniz Türkçe’mizdeki bazı kelimelerle Almanca’daki bazı kelimeleri kıyaslayalım.Bakalım Almanca’daki dişilik ve erkeklik mantığıyla bizim kelimelerimizdeki dişilik ve erkekliğin bir paralelliği var mı?Almanca’da manzara, resim, renk gibi kelimeler dişidir yani “feminin”. Biz de renk, resim, manzara kelimelerini dişi olarak kabul ediyoruz.Bu kelimeleri birer isim olarak kızlara mı, erkeklere mi verirdiniz?Bunu düşünün..Bu isimlerin şuuraltımızda dişi olarak kayıtlı olduğu, bu denemeyle ortaya çıkacaktır.Doktor deyince aklımıza hemen erkeksilik çağrışımı yapılır.Bu kelimeyi bir isim olarak koysaydık herhalde erkek çocuğuna koyardık.Zaten doktor kelimesi Almanca’da masculin yani erkek.Az önce çiçek örneğini vermiştik Türkçe’de bu kelime dişi demiştik.Almanca’da ve pek çok dilde de çiçek kelimesi dişidir.Şair de erkeksi bir isimdir bizde.Almanca’da da şair erkeksidir.Anadolu insanı, “toprak ana” tabirini sıklıkla kullanır.Yani toprak, Türkçe’de doğurganlığı, dişiliği temsil eder.Almanca’da da toprak (erde) kelimesi dişidir.Çoban deyince aklımıza hemen bir erkeksilik geliverir.Almanca’da da bu kelime erkek olarak kabul edilmiştir.Eğer aşk kelimesi bir isim olsaydı bu ismi erkeklere mi verirdiniz, kızlara mı?Sanırım çoğunluk bu ismin kızlara daha çok yakışacağını söylemiştir.Hatta düşünün bir kere bu kelimenin yakın anlamlısı “Sevgi” kelimesini erkeklere mi veriyorsunuz, kızlara mı?Tabii ki kızlara..Demek aşk kelimesi dişi bir kelimedir, bu kelime Bu kelime Almanca’da da dişi bir kelime..Türkü kelimesi genelde bayanlara isim olarak konuluyor.Herhalde müzik kelimesini de isim olarak kullansaydık, bu kelimeyi bayanlara ad yapardık.Çünkü bu kelime dişi bir kelime.Almanca’da da bu böyle..Tatlı kelimesi de dişi bir kelime Almanca’da..Bizde de bu böyle..
Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi Türkçe’mizde de dişi ve erkek kelimeler var..Fakat bu kelimeler Almanca’da olduğu gibi artikellerle esir edilmemişler.Almanca’daki dişil ve eril kelimelerin bizim dilimizdekilerle tamamen paralel olduğunu söylemiyorum.Elbette her dilin dişillik ve erillik mantığında bazı farklar olabiliyor.Zaten Hint Avrupa dillerinde var olan düzensizlik kuralı yine bu konuda da karşımıza çıkıyor.Ancak her dilin de bu yönden birbirleriyle çok benzerlikleri var.Belki çok eskilerde atalarımız kullandıkları kelimelerin dişiliğini,erkekliğini daha iyi biliyorlardı. Onların bazı kullanımları bize miras kalabildi. Eğer benim bahsettiğim mantıkla Türkçe bazı kelimeleri incelersek, bu kelimelerin de bizlere eril ya da dişil özellikleri çağrıştırdığını fark edebiliriz.Bu aslında bizi bir yerde ilk çekirdek dile de götürüyor.Bu dil, bütün dillerin birleştiği nokta..Bütün dünya dillerinde benzer şekillerde kelimeler, insanlarda erillik ve dişillik çağrıştırıyorsa,bu kelimelerin ruhunun ortak bir kökenden gelmesi kuvvetle muhtemeldir.

Çevirmiçi mi? kurukafa


1 ileti

Şehir: Türkiye
Meslek:
Yaş:
16:53 05-11-2006 GMT+02 saat      
Yukarıdaki makaleyi yazan arkadaşın haklı olduğu pek çok nokta var. Bu makaleyi bu kadar okuyan olmuş ama nedense kimse cevap yazmamış. Eğer cevap yazmak bir hata değilse bu konuda düşündüklerimi söylemek isterim.
Öncelikle başlıkta kullanılan kelimeler -gerçekten Türkçemize sahip çıkmak istiyorsak mutlaka düzeltmeliyiz- dişil ( feminin) eril (masculin) olarak yazılmalı.
İkinci olarak hareket noktası yabancı diller değil kendi dilimiz olmalı. Bir başka deyişle neden Türkçede dişil eril kelimeler yok diye düşünmek yerine, diğer dillerde neden böyle bir ayrım var diye düşünmek daha mantıklıdır.
Karşılaştırma için sadece almancanın seçilmiş olması bir sonuç çıkarmak için yeterli değil. Üstelik fransızca değerlendirmeye alınırsa dişil ve eril kelime ayrımının hiç bir kurala dayanmadığı görülür. Fransızca da nötr kelime yoktur. fiiler dışında neredeyse tüm dil ögeleri dişil ve eril olarak ayrılır. Elbette bir üst yazıda açıklandığı gibi bazı kelimeler tabiatı gereği dişilik yada erkeklik çağrışımı yapar. Bunu genellemeye çalışmak tüm kelimeler için bir kural haline getirmeye çalışmak, diğer uluşların düştüğü hataya düşmektir. Bu hata toplumda kadına ve erkeğe kesin sınırlar çizmek, birini diğerinin dünyasından ayırmaktır.
Doğaya daha dikkatli bakarsanız, tüm canlılar mutlak erkek yada dişi diye sınıflandırılmazlar. Zaman zaman aynı bireyin erkek yada dişi özelliği gösterdiği görülür. Buna biyolojide hermafroditizm denir. Biraz daha açıklamak gerekirse, bazı canlı türleri hayatının bir dönemi dişi iken yani yumurta oluşturup ürerken, belli bir zaman sonra erkek olup sperm oluşturarak çoğalırlar.

Fransızcada hiçbir zaman dişil olamayan kelimeler var. Bunlardan ilk aklıma gelenler auteur ( yazar, müeelif) professeur ( öğretmen). yani bu kelimeler terim olarak kullanılmaya başlandığı çağlarda hiçbir kadının yazar ya da öğretmen olabileceği düşünülmemiş. Halbuki Türkçenin en eski zamanlarından kalan metinleri biraz karıştırırsanız kadın erkek ayrımının yine tabiatın getirdiği sınırlamalara kaldığı, bunun dışında üstünlük yada eksiklik kavramının insan yaratılışına aykırı kabul edildiği çabucak anlaşılır.

Örnek verelim. Dede korkut öykülerinden Bamsı beyrek ile Banu çiçek. Öykü çok uzun ama en başından kısa bir ders var oğlu olmayan bir kişi oğlu olması için Tanrıya yalvarıyor. Aynı toplulukta kızı olmayan biri de kızı olması için dua ediyor. Bu iki çocuk ergenlik çağında karşılaştıklarında o zamanın etkinliklerinde biribirleriyle yarışıyorlar. Çok küçük farklarla erkek kızı yeniyor. Hatta son olarak güreşiyorlar erkek hile yaparak oyunu kazanıyor. öykünün devamı daha da ilgi çekici ama bu kadarını aktarmak yeterli. merak eden okur.

Kuatgu bilig de adı geçenlerden hükümdarın adı ; Küntogdı ( gün doğdu ). Vezirin adı Aytoldı ( aydoğdu). Vezirimiz erkektir ve adını aydan alıyor. Kelime dişilik çağrıştırmıyor. Çok daha derin düşünürsek bir konuda edilgen olmak dişilikle ilişkilendirilmemiş.


Düşünce kapsamımızı biraz daha genişletirsek, 20. Türkiye Türkçesi diye bir olgu karşımıza çıkar. Bugün konuştuğumuz, kuralları belli olan, keyfimize göre kalıplara dökemeyeceğimiz bir konuşma, anlaşma ve düşünme aracımızdır.

Diğer Türkistan (özellikle orta asya demiyorum) lehçelerini incelerseniz çiçek adlarının erkeklere ad olarak verildiğini görürsünüz.

Son olarak Hint Avrupa dili terimi teorik bir sınıflamadır. Ve ne yazık ki Türklerin değil de başkalarının yaptığı bir sınıflamadır. Türkçenin en eski kaynakları diğer milletler tarafından incelendiğinden çok keyfi sınıflamalara tabi tutulmuşlardır. Burada çok acı bir noktayı hatırlatarak yazımı bitireceğim. Eski Türk metinlerinin incelenmesinde runik harfler diye bir tabir var. Neden bu ismin kullanıldığını bir araştırın.

Amacım kimseyi incitmek değil. Ama dünyaya bakışımızın merkezinde kendimiz olmazsak, sonumuz soytarılıktır.

Bu mesaj kurukafa tarafından düzenlendi (17:04 05-11-2006 GMT+02 saat, 557 Gün önce)
> 1 <